Tansel KARDEŞ (Şimal Yıldızı)
Köşe Yazarı
Tansel KARDEŞ (Şimal Yıldızı)
 

İNSANDA AZ UTANMA OLUR!

"Yavuz hırsız ev sahibini bastırır" atasözü, kısaca şu durumu anlatır: Suçlu olan biri (hırsız), kendi suçunu örtbas etmek veya kendini aklamak için, zarar verdiği kişiyi (ev sahibini) suçlar ve bastırır. Yani suçlunun, mağduru suçlu göstermesi anlamına gelir. •      Yavuz hırsız: Arsız, edepsiz, kendini güçlü gören suçlu kişi. •      Ev sahibini bastırır: Zarar verdiği, haklı olan kişiyi susturur, suçlar veya ona yüklenir. Atasözü, ahlaksız veya şarlatan insanların kendi hatalarını kabul etmek yerine, karşı tarafı suçlayarak üstünlük kurmaya çalışmasını eleştirir. Türk Dil Kurumu (TDK) ve birçok kaynakta da tam olarak bu şekilde tanımlanır: "Biri, suçunu zarar verdiği kimseye yüklediğinde söylenen bir söz." Örnek: Birisi hata yapıp başkasını zarara uğratır, ama olay ortaya çıkınca "Asıl sen suçlusun!" diye mağduru suçlamaya başlar. İşte atasözü bunu anlatır. *** Utanmadan konuşuyor! Hazmedemeyenlere soda diyor... Bu vatandaş neyi hazmetsin Altuğ? Kozlu'nun çocukları işsizlikten gurbete giderken, senin Kozlu dışından partinin delege ağalarının çocuklarını işe almanı mı hazmetsin? Yoksa her biri hali vakti yerinde olan belediye meclis üyelerinin yakınlarını işe almanı mı hazmetsin? Ya da göreve gelir gelmez meclis üyesinin kızını, ilçe başkanının arkadaşlarını, Kendi arkadaşlarını işe alman yetmiyormuş gibi iki yıl sonra bunlara devamını eklemeni mi hazmetsin? Öyle meclis toplantısında boş kaleye şut çeker gibi sallamakla olmuyor... Hak,hukuk,Adalet diyerek göreve geldin, Kozlu'nun işsizlik yüzünden başka şehirlere göç etmekte kalan evlatlarının hakkını yiyorsun! Ondan sonra da utanmadan sıkılmadan ben devlet adamıyım, hak yemem diyorsun. Hakkını yediğin Kozlu'nun evlatlarına da soda şişesi gösteriyorsun. Onlar bu sodayı içmez Altuğ! Senin, haklarını yemeni de hazmetmez! Şişeler elinde kalır! Ne yapacağını sen düşün artık.. ***   ‘Benim alnım ak. Ben Hüdai Dökmeci’nin oğluyum, tertemiz bir geçmişim var’ “Buranın belediye başkanı benim. Kimin işe alınıp alınmayacağına ben karar veririm” “Ben usulsüz hiçbir şey yapmadım. Aksini iddia eden varsa ispatlasın” “Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır. Hazmedemeyenlere soda öneririm” “Üç yıl daha buradayım. Kozlu halkına adaletli bir şekilde hizmet etmeye devam edeceğim” Benim karakterim, birilerinin ekmeğine yağ sürerken başkasının masasındaki yağı almak üzerine kurulu değil” Yaptığım işlerden menfaat sağlayamayınca şikâyet edenler, kendilerine güveniyorlarsa bir sonraki seçimde karşıma çıksınlar” Dökmeci’nin her meclis toplantısında  kendisini övmesi, dürüslük vurgusu yapması, güçlü yönetim sergilediği, iradeli bir belediye başkanı olduğunu vurgulaması ve etrafa saldırması, hakaret etmesi,meydan okuması ve suçlamalar yöneltmesi şeklindeki ruh halinin karşılığını merak edip yapay hafızaya sorduk. Aldığımız cevap tatmin edici nitelikteydi; Bu söz, kişisel gelişim ve psikoloji alanında sıkça vurgulanan bir gözlemdir: Bir insan kendisinde neyin eksikliğini duyuyorsa (veya güvensizliğini hissediyorsa), en çok o konu hakkında kendisini över. Bu durum, telafi mekanizması (compensatory behavior) veya savunma mekanizması olarak açıklanır. İçten içe bir yetersizlik, aşağılık duygusu veya eksiklik hisseden kişi, bunu bastırmak ve dışarıya güçlü görünmek için o alanda abartılı bir şekilde övünür, böbürlenir veya dikkat çeker. Örneğin: Güven eksikliği yaşayan biri sürekli “Ben çok özgüvenliyim” diye tekrarlar. Bilgi açısından kendini yetersiz hisseden biri her fırsatta “Ben çok bilgiliyim, her şeyi bilirim” diye kendini över. Bu övünme, gerçek bir özgüvenden değil, içsel boşluğu doldurma çabasından kaynaklanır. Gerçek güçlü yönler genellikle sessizce yaşanır ve başkalarından onay beklemez; abartılı övgü ise genellikle tam tersi bir sinyaldir. Kişisel gelişim uzmanları (ve psikologlar) bu davranışı fark etmeyi önerir çünkü farkındalık, o eksikliği gerçekten çalışmaya ve geliştirmeye giden ilk adımdır. Aksi takdirde, sürekli övünme hem ilişkilere zarar verir hem de kişinin kendi gelişimini engeller. Kısaca: En çok övdüğün şey, genellikle en çok geliştirmen gereken alandır. Bu farkındalık, samimi kişisel büyümeyi tetikleyebilir. *** Hani her konuşmasında vurguluyor ya, ‘Buranın belediye başkanı benim, üç yıl daha isteseniz de istemeseniz de kabulleneceksiniz’ diyor. Tedavi olmazsa 3 yıl daha çekeceğimiz var! Bol bol soda alıp, içtikten sonra şişelerini atmayın…
Ekleme Tarihi: 09 Nisan 2026 -Perşembe

İNSANDA AZ UTANMA OLUR!

"Yavuz hırsız ev sahibini bastırır" atasözü, kısaca şu durumu anlatır:

Suçlu olan biri (hırsız), kendi suçunu örtbas etmek veya kendini aklamak için, zarar verdiği kişiyi (ev sahibini) suçlar ve bastırır. Yani suçlunun, mağduru suçlu göstermesi anlamına gelir.

•      Yavuz hırsız: Arsız, edepsiz, kendini güçlü gören suçlu kişi.

•      Ev sahibini bastırır: Zarar verdiği, haklı olan kişiyi susturur, suçlar veya ona yüklenir.

Atasözü, ahlaksız veya şarlatan insanların kendi hatalarını kabul etmek yerine, karşı tarafı suçlayarak üstünlük kurmaya çalışmasını eleştirir. Türk Dil Kurumu (TDK) ve birçok kaynakta da tam olarak bu şekilde tanımlanır: "Biri, suçunu zarar verdiği kimseye yüklediğinde söylenen bir söz."

Örnek: Birisi hata yapıp başkasını zarara uğratır, ama olay ortaya çıkınca "Asıl sen suçlusun!" diye mağduru suçlamaya başlar. İşte atasözü bunu anlatır.

***

Utanmadan konuşuyor!

Hazmedemeyenlere soda diyor...

Bu vatandaş neyi hazmetsin Altuğ?

Kozlu'nun çocukları işsizlikten gurbete giderken, senin Kozlu dışından partinin delege ağalarının çocuklarını işe almanı mı hazmetsin?

Yoksa her biri hali vakti yerinde olan belediye meclis üyelerinin yakınlarını işe almanı mı hazmetsin?

Ya da göreve gelir gelmez meclis üyesinin kızını, ilçe başkanının arkadaşlarını, Kendi arkadaşlarını işe alman yetmiyormuş gibi iki yıl sonra bunlara devamını eklemeni mi hazmetsin?

Öyle meclis toplantısında boş kaleye şut çeker gibi sallamakla olmuyor...

Hak,hukuk,Adalet diyerek göreve geldin, Kozlu'nun işsizlik yüzünden başka şehirlere göç etmekte kalan evlatlarının hakkını yiyorsun!

Ondan sonra da utanmadan sıkılmadan ben devlet adamıyım, hak yemem diyorsun.

Hakkını yediğin Kozlu'nun evlatlarına da soda şişesi gösteriyorsun.

Onlar bu sodayı içmez Altuğ!

Senin, haklarını yemeni de hazmetmez!

Şişeler elinde kalır!

Ne yapacağını sen düşün artık..

***

 

‘Benim alnım ak. Ben Hüdai Dökmeci’nin oğluyum, tertemiz bir geçmişim var’

“Buranın belediye başkanı benim. Kimin işe alınıp alınmayacağına ben karar veririm”

“Ben usulsüz hiçbir şey yapmadım. Aksini iddia eden varsa ispatlasın”

“Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır. Hazmedemeyenlere soda öneririm”

“Üç yıl daha buradayım. Kozlu halkına adaletli bir şekilde hizmet etmeye devam edeceğim”

Benim karakterim, birilerinin ekmeğine yağ sürerken başkasının masasındaki yağı almak üzerine kurulu değil”

Yaptığım işlerden menfaat sağlayamayınca şikâyet edenler, kendilerine güveniyorlarsa bir sonraki seçimde karşıma çıksınlar”

Dökmeci’nin her meclis toplantısında  kendisini övmesi, dürüslük vurgusu yapması, güçlü yönetim sergilediği, iradeli bir belediye başkanı olduğunu vurgulaması ve etrafa saldırması, hakaret etmesi,meydan okuması ve suçlamalar yöneltmesi şeklindeki ruh halinin karşılığını merak edip yapay hafızaya sorduk. Aldığımız cevap tatmin edici nitelikteydi;

Bu söz, kişisel gelişim ve psikoloji alanında sıkça vurgulanan bir gözlemdir:

Bir insan kendisinde neyin eksikliğini duyuyorsa (veya güvensizliğini hissediyorsa), en çok o konu hakkında kendisini över.

Bu durum, telafi mekanizması (compensatory behavior) veya savunma mekanizması olarak açıklanır. İçten içe bir yetersizlik, aşağılık duygusu veya eksiklik hisseden kişi, bunu bastırmak ve dışarıya güçlü görünmek için o alanda abartılı bir şekilde övünür, böbürlenir veya dikkat çeker.

  • Örneğin:

    • Güven eksikliği yaşayan biri sürekli “Ben çok özgüvenliyim” diye tekrarlar.

    • Bilgi açısından kendini yetersiz hisseden biri her fırsatta “Ben çok bilgiliyim, her şeyi bilirim” diye kendini över.

Bu övünme, gerçek bir özgüvenden değil, içsel boşluğu doldurma çabasından kaynaklanır. Gerçek güçlü yönler genellikle sessizce yaşanır ve başkalarından onay beklemez; abartılı övgü ise genellikle tam tersi bir sinyaldir.

Kişisel gelişim uzmanları (ve psikologlar) bu davranışı fark etmeyi önerir çünkü farkındalık, o eksikliği gerçekten çalışmaya ve geliştirmeye giden ilk adımdır. Aksi takdirde, sürekli övünme hem ilişkilere zarar verir hem de kişinin kendi gelişimini engeller.

Kısaca: En çok övdüğün şey, genellikle en çok geliştirmen gereken alandır. Bu farkındalık, samimi kişisel büyümeyi tetikleyebilir.

***

Hani her konuşmasında vurguluyor ya,

‘Buranın belediye başkanı benim, üç yıl daha isteseniz de istemeseniz de kabulleneceksiniz’ diyor.

Tedavi olmazsa 3 yıl daha çekeceğimiz var!

Bol bol soda alıp, içtikten sonra şişelerini atmayın…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve batikaradenizhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.